02 Ocak 2016

Hâl - Ahvâl

Hâl ekilir ahval biçilir.
Zaman, mekân tarladır.
Hâl, ahvali yaratır.
Zaman, mekân detaydır.

Ses - Sessizlik

Ses, istektir - keşfetme arzusudur...
Yankı - orada henüz bir sınır var demektir.
Sınır - orada henüz bir ayırım var demektir.
Ayırım - orada henüz sessizliğini arayan bir beste var demektir.
Gürültü - aradığını bulamayışın isyanıdır.
Müzik - sınırlar içinde, arayan ve aranılan buluştu demektir.
Sessizlik - sınırsızlık içinde, bulunmuşluktur.

GÜNAH

Ne zafer kazanmışın, sarhoşun; düne dair boş hikâyelerindedir
Ne de garibanın, kaybolmuşun; umut yüklenmiş yarınlarında gizlidir
Boştur hayat ve boşlukları güzellikle doldurmaktır işimiz
Doludur hayat ve yükümüzü bırakmaktır bütün derdimiz

Dert biter nasılsa ve işler tamama erer nihayetinde - layıkıyla
Akmaktır hayat; doludan boşa, boştan doluya - anı anına
Üzülmek lüzumsuz; her şey, hep yerli yerinde - tam kıvamında
Hem günahtır da - aranırken sağda solda - tek nefes dahi kaçırma

HATIRLA

Seni görüyorum, seni biliyorum; zamanın başlangıcının da evvelinde hamuruna karışmıştı hamurum ve seni o zamandan beri seviyorum. Tüm hikayeni hatırlıyorum, hikayemizin savrulduğu ve buluştuğu her köşeyi, kokusunu, dokusunu hatırlıyorum. Yanımdan gelip geçiyorsun, usulca elimi uzatıyorum. Yabancı sayıyorsun. Sana bakıyorum, duruşunda, tavrında, tüm hallerini görebiliyorum. Bana bakıyorsun, kendinden öteyi hayal sayıyorsun. Kendindekini ise hiç göremiyorsun. Hissedebilirsin aslında. Biraz durabilsen hissedeceksin. Ama kafan öyle karışık ve için öyle ağır ki, bıraksan düşüvereceksin kalabalığına. Seni buldum ve sen kendinde kayıpsın. Kapını çaldım ve sen kendi üstüne kilitlisin. Ses verdim ve sen gürültünden yorgunsun.

İçin öyle ağır ki bıraksan düşüvereceksin sanıyorsun. Buradayım. Düşmeyeceksin. Seni görüyorum, seni biliyorum; zamanın başlangıcının da evvelinden beri seni seviyorum. Senden hiç ayrı olmadım. Beni yabancı sayma artık... Hatırla.

ADRES

Kaybetmekten korktuğunu kaybediyor insan. Kaybetmeyeceğini bildiğini ise önünde sonunda yanında buluyor. Kader tüm beklentileri bırakmanı ve yere serileceğin anı gözlüyor muhtemelen. O yüzden kaybediyorsun. Hediyesini o büyük ana saklıyor olmalı.

Çok seversin misal; onsuz geçen tek bir anın dahi yoktur ama artık onu görmek, sesini duymak ya da ona ses vermek dilemezsin. Tüm sözlerin tükendiğinde... İçin tamamen dışına aktığında... Sağır kulaklara dönüp bir şey diyeceği gelmez o zaman insanın; her ne diyecekse gönlüne der. Ona aşkını, sevgini sadece kendi içinde ve sessizce yaşarsın o zaman.

Bu ikili sarmallar, kaderin durmak bilmez oyunları, yaklaşıp uzaklaşmalar, kavuşup ayrılmalar... Bunlar tam da senden alınmak istenen şeylerdir oysa... O kıvama geldiğinden ötürü... Sen ise tutunursun asırlık hikayene... Haklısın, zordur. Haklısın çıplak kalmak ve tek başına durmak kadere karşı - çok zordur... Dönüştürmen gereken, öğütmen gereken hatta - tam da budur aslında... Tutulduğun hikayeyi bırak ki, hikaye sana şekil veremesin artık; kalbindekinin şeklini alsın.

Hatırla ki, mutlu son yoktur; sadece içinde olduğun anda, mutlu başlangıç vardır. Hem birileri başlamayacak, sen ve birileri de başlamayacak - sen başlayacaksın... Hikayenin kahramanı da yazarı da sensen düğümü ve çözümü de sensin... Bu bir ikili oyun değil. Asla olmadı. Yine de bazen birimiz ötekini, bazen de ötekimiz birimizi olduğu yere çeker görünür. El ele vererek çıkarırız kuyudan birbirimizi... Öyle sanırız. El veren de sen, o elden tutan da sensin... Hem sayısız eli var O'nun.

Aşktan vazgeçemez asla insan ve değil mi ki "ayrılık da aşka dahil." aşktan kaçamaz da... Ne güzel sevmişsin, seviyorsun işte... İlla bir hesap yapacaksan senin kârın da bu oluversin...

Umut diyorsun - daima vardır. Ama ummak olmasın. Yazılan her ne ise hayır vardır - yazgı dilemek olmasın. Kavuşmak ve ayrılık var. Ayrı olmak ve kavuşamamak var. Var olanla savaşmak olmasın. Allah'ın bir bildiği var. Bilip bilmeden intizar olmasın. Olmayan her şey, kendisinden daha görkemli ve büyük bir şey oldurtmaya yoldur. Yeter ki insan, olmayanda takılıp kalmasın.

Gözyaşları boşuna değil. İnceliyor insan böyle böyle... Yolumuz değil aşıktan, aşktan - kendimizden geçmeye doğru... Yolumuz, yol olmaya doğru... Bölünmüş parçalarını birlemekte olduğun için ağlıyorsun. Bölünmüşlüğüne şefkatinden ağlıyorsun. Oysa sıradan bir insan, uyduruk bir hikayede var ettiği dramına ağlardı... Ağlamak kutsal; ağlamak, duygusal yüklerin akması senden ve erimesi... Ağlamak feraha çıkmak... Ağlamak gülmeye başlayacağının da işareti...

Gün ola harman ola... Sen merkezine dön. Her şey sana, en uygun şekilde dönecektir. Kendi içindeki bebeği, kendi sevgisi ona yetecek kadar büyütmeli ve her daim güvende olduğunu ona öğretmelisin. O zaman o da sen de tamamıyla özgür sayılabilirsiniz.

Her şeyin zamanı var - zamanı aşmanın da... Kendine güzel bak o vakit; canının canı gibi. Güçlü olmayı da dert etme o kadar. Nasılsa güç daima en hakikatli olanda... Mümkünse her şeyi sahibine bırak. Sadece ait olduğun yerde ol - sen biliyorsun zaten adresi...

HİÇ GİTMEYENİN GELİVERİŞİ

Bağımlılıkları olan bir insan, "kendinde" değildir. Oysa insanın hayatta eksikliğini hissettiği, arandığı ve bulamamaktan şikayetçi olduğu her şey, en önce "kendisindedir". O yüzden "kendine" gelenin eksiği olmaz.

Bir ağaç için ağaç gibi davrandı demek saçma olurdu. Çünkü bir ağaç, elbette bir ağaç gibi davranır. İnsanın ise insan gibi davranması neredeyse şaşılası şeydir. İnsan, yalnızca kendiliğini hatırlamalı, öğrenmeli ve geri kazanmalıdır.

Kendinde olmak demek, bilge olmak demektir. Bir bilge, hiçbir şeyin peşinde koşmaz. Misal, şan ile ilgilenmez. Ama elbette şan gelip onu bulduğunda ondan kaçmayacaktır. Çünkü şöhretin rüzgarına kapılıp kendinden uzaklaşmayacak kadar kendindedir. Onun elinde nasıl ki silah, ölüme değil yaşama hizmet ederse - şöhret de böyledir.

Her şey geçicidir. Güzel geçici, çirkin geçici; yaşlı geçici, taze geçici; cahil geçici, akıllı geçici... O halde övgü de yergi de geçiciliğin üzerinde kalamayacak ve zamanla eriyip gidecektir. Şahitlik - süregiden şahitlik, kalıcıdır. Geçiciliği ile oynayanın, oyuna şahitliği kalıcıdır.

Çiçekler güzeldir ve çiçekler solarlar. Nihayet çözülür ve dağılırlar. O zaman onlara başka isimler veririz. Sonra çiçekler yine çıkagelirler ve biz yine çiçek açtı deriz. Biz güneş açtı, güneş battı deriz. Kendi konumumuza göre evrendeki her şeyi konumlandırırız. Oysa ne güneş batar ne de çiçek solar - hiç doğmadıkları gibi.

Zaman süregiden bir filmin her bir karesini diğerinden ayırır ve böler. Aşk, akıştır ve yaşam ırmağı bize bazen duruyormuş gibi görünse de durmaksızın akmaya devam eder.

Aranmadan bulunuveren
Ne de güzeldir.
Hiç gitmeyenin geliverişi
Ne de güzeldir.

Kalbimin atışı
Yıldızların göz kırpışı
Sesimin sessizliğe
Sessizliğin birdenbire
Bir sese akışı
Ne de güzeldir.

Günün son nefesi
Günün ilk nefesi
Yeni doğanın ilk neşesi
Görüp gidenin elveda busesi
Ne de güzeldir.

Korkak

Bir sözü vardı
Susmuştu -
Belli ki, çok korkmuştu.

Bir sözü vardı
Söyledi -
Korkmaktan yorulmuştu.

Ben bilemedim...

Bedenim genç, ruhum epeyce yaşlı.
Yurduna vedaya hazır, göçmen kuşlar gibiyim.
Gidesim var; içim kıpır kıpır, içim telaşlı.
Dünyalıktır geçiyor; sevdim mi sevildim mi
- bilemedim.

Susmayı terbiye ettimse de can ocağımda
Sanırım epeyce ses bırakmış olacağım ardımda.
Candır; nefesime can verdi.
Canandır; sesime koştu geldi
O ses, o nefes; daha benimle gelir mi gelmez mi
- bilemedim.

Sevmek nedir; sual ettim kendimden
Hem ateş ol hemi de su - gör dedi.
Velhasılı öleceğim; hasretimden derdimden
Göz o göze, gece gündüz - kör dedi.

Kovuldu Masumiyet

Kovuldu masumiyet -
Yerinden, yurdundan binlerce kez
Düştü tekerrürle geçit vermez yollara
Asırlarca göç eyledi.
Vuruldu insanlık -
Kalbinden, vicdanından binlerce kez
Dayadı ümidini ses vermeyen dağlara
Sefalete güç yetmedi.

TÜRLÜ TÜRLÜ

Bin türlü çiçek açar; bini de O'nu açar.
Bin türlü açar çiçek; bini de O'nu açar.

VER

Bana 'söz' ver;
En güzel yerinden.

ÇAY

Söze, güvenemeyiz.
O halde çay içelim.

SÖZ

Çay ısmarlamak isterim size
Ama söz olur.

AMAN!

Ay düştü
Düşe yazdı.

BAHTSIZ

Kısa çöpü çekti.
Ve yine de -
Uzun sürdü yanışı.

Bahane

Yok olamadım yok bulamadım.
Tersini düzüne uyduramadım.
Bu yollardan geç diyorlar;
Hat karışık pek duyamadım.

Yapmayaydın

Ağasın paşasın dediler
Bilemedim; kafa tuttum aşka
Tuttuğum kafa şimdi koltukta
...

Kafa dinliyor :)

TEKRAR ŞİİRİ

Tekrar sıkıcıdır.
Tekrar sıkıcıdır.
Tekrar sıkıcıdır.
Tekrar sıkıcıdır.

TEKRAR - DÖNGÜ

Tekrar öğütür
Döngü büyütür

Tekrar gider ve gelir
Döngü sever de gelir

DÖNGÜ ŞİİRİ

Döngü bir iç çekiştir; bir selamlama
Uzaktaki yanından yakındaki canına
Döngü kavuşmadır; bir kucaklaşma
Eksiğinden eksiksiz - tamı tamamına

Ayıptır - Sev

İnsan kayıptır; sevdiğinde bulunur.
İnsan kayıptır; 'sevdiğinde' bulunur.

Olamaz

Damlaya okyanusu
Bir nefese tüm ömrü
Zerreye kainatı;
Sığdıramıyorsan
Sana kalan lezzet olamaz.

Değil mi?

Gidene, ayrılığa kederlenip hüzne meyletme can
Güzellikler bırakıp gidenler, güzellik içinde değil mi?
Nasılsa senden de geçip gider bir ah demeye kalmadan
O koca ömür dediğin; hepsi hepsi - bir nefeslik değil mi?

01 Ocak 2016

Peki Neden?

Bana gelmiyorsun; çağırdığın sana geliyor.
Sana gelmiyorum; çağırdığım bana geliyor.
Peki kim, kimi, neden çağırıyor?

Hiç Utanmadık

Biz, birer küçük yalandık...
Gerçeği ararken, kabul biraz oyalandık!
Biraz sevdik, biraz sevildik
Yarin koynunda uykulara daldık.
Öyle ki uyumak yalana alışmaktı!
Ve uyumasak hiç olmayacaktı.
Hakiki aşklar dilendik; hiç utanmadık.

Fark Var

*Aramızda sadece faz farkı olsaydı; birimiz ötekine hep geç kalırdık.
*Aramızda sadece frekans farkı olsaydı; birimiz ötekine erişemeyeceği kadar çok gelirdik.
*Aramızda sadece hız farkı olsaydı; peşinden koştuğumuz arkamızdan yetişir geçerdi.
*Aramızdaki ne faz, ne frekans, ne hız farkı olsaydı; birimiz ötekine gereksiz gelirdik.
*Aramızdaki her türden fark; tam da kıvamında fark yaratıyor, fark edelim güzelliği diye.

O neydi?

Masumiyet,
Önce şuursuz hallerle
Sonra manasız sözlerle
En nihayet kararmış gözlerde
Kirlendi.

Adsız, kimliksiz;
Evveline sonrasına hesap değmemiş
En duru sevgiler
Böyle böyle gölgelendi

Hepsini silecek tek bir şey vardı;
Bir hatırlayan da çıkmadı; o neydi?

An Geliyor

Söz tesir etmeyince;
Söz kendinden utanmıyor da
İnsan an geliyor,
Kendi sözünden utanıyor.

Yoruldum

Yoruldum,
Ölesim var.
Belki telaşım sonra
Yeniden başlar.

Her sözüm ağır.
Tüm kulaklar sağır.
Geçiciymiş hepsi
Öyle diyorlar.

Bari

Yeninin biteceğine dair bir korku varken
- Yeni - nasıl yeni kalabilirdi ki?

O karanlık korku; artık beni terk etti.
Ben terk edemiyordum, teşekkür ederim.

Eskinin süreceğine dair bir umut varken
- Yeni - nasıl yeşerebilirdi ki?

O zehirli umut; benden umudu kesti.
Ben kesemiyordum, teşekkür ederim.

Olmayacak olanı, hiçbir güç oldurtamıyor.
Olacak olanın karşısında da hiçbir irade duramıyor.

Olan olduğu gibi oldu; beni hiç dinlemedi.
Olana olmayana, teşekkür ederim.

Suçlu da sayılmam şimdi masum da - ikisi de benden geçti.
Ne iyi oldum şimdi ne de kötüyüm - her şey birbirini tüketti.

Nihayetinde kimse de kimsenin yükünü alamıyor ki!
Herkes kendi yükünü alsa bari.

Söz

Söz gürültüdür
Şiir çırpınmak;
Sessizlik vazgeçiştir
Sükût teslim olmak.

Kim Başlattıysa?

Kim başlattıysa hepsi onun eseri.
Kim başlattıysa hepsi onun kaderi.

Kahramanlar

Gerçek kahramanlar,
Gölgelere hiç inanmadılar -
Gölgelerin kendilerine inandıkları kadar…

Sakin Ol

Sakin ol.
Bir nefes al ve gülümse,
Güzel söz söyle - zehiri bal eyle,
Nezaketle dokun - hoyratlığın izlerini sürme,
Güzellikle paylaş, çirkinliğe ortak olma,
Anlayışla keşfet, in en derine; taa gönüle…

Aşikar - II

Ellerim sana uzanıyor her nefeste;
Köküm zaten sende - aşikar.
Seslenişler var hem bir de kokular..
Hem titreşiyoruz ya işte birlikte;
Daha da ayrılık mı var?

İnsan Bilir

Bilmeden akar su
Bilmeden yağar yağmur
Toprak bilmeden kucaklar geleni
Ve bilmeden verir – fazlasını geri

İnsan bilir;
Ve kirletir.

Acıdan ve Kahkahadan

Süzdüm yaşamı; acıdan ve kahkahadan
Eledim günümü ve gecemi; astım eleğimi.
Ey tatlı ölüm; dilediğinde gel al beni.
Hakkı verilerek pişirilmiş bir ekmeğin kokusu
Yahut ateşten arda kalan, bir damla alın teri gibi.

Hazırım; her an ölebilirim.